Merhaba ben Hasan Ertekin. Bu yazımda En Etkili Bilinçaltı Temizleme Teknikleri‘ni sizlerle paylaşıyorum. Yazabildiğim en sade dille bolca örnekler vererek açıkladım kolayca anlayıp uygulayabilin diye. Okurken; isterseniz kendinize küçük notlar alabilirsiniz, böylece hem daha kolay anlarsınız hem de aklınıza yerleşmesi kolaylıkla olur. 🙂

Okumaya başlamadan önce size ufak konuşma yapmam faydalı olacaktır. Yokluk zamanlarında varlığın kıymetini anlarız; eğer uzun süre yemek yemediyseniz bir kuru ekmek bile size baldan tatlı gelebilir, tadını öyle bir alırsınız ki bütün hücrelerinizde o ekmeği hissetmeye başlarsınız. Bu açlık hissi insanı geliştiren en temel özelliklerden biridir. Aynı şekilde bilgiye de bu anlamda açsanız, öğreneceklerinizin kıymetine paha biçemeyeceksiniz. Bu yazıda yıllardır araştırdığım konuların emeği var, çok özenerek ve değer katarak yazdığımı okuyunca anlayacaksınız. Lütfen okurken bana binlerce lira para vermişsiniz de ben de sizinle bu yazımı paylaşmışım gibi okuyun. Zamanında böyle davranarak çok şey elde ettim, siz de deneyin ve görün. Sanki günlerdir su içmiyorsunuz da şimdi o suyu içer gibi; son damlasına kadar. Hatta bu anlayışı(açlığı) hayatınızın her alanına yayarsanız, yapacağınız her eylemden en yüksek keyifi, lezzeti almaya başlarsınız.

Bilinçaltı Temizliği Nedir?

Bilinçaltı, biz çocukken çevremizdeki insanların farkında olmadan bize yüklediği programdır. Bilinçaltı Temizliği ise önceden ekilmiş bu programları sorgulayarak değiştirmektir. Güvene, aşka, paraya, huzura, mutluluğa, ilişkilere, başarıya, sağlığa aklınıza gelebilen her şeye ve herkese karşı her birimizin önceden programlanmış bir inanç kalıbı vardır. (Buradaki inanç kelimesi, sorgulanmamış düşüncedir.) Bilinçaltında yer alan düşünceler bilince çıktığında artık neyi neden yaptığınızı bilmiş olursunuz ve değiştirmek için neler yapılması gerektiğini bilirsiniz. Bu yazımda sizlere teker teker açıklayacağım. Sorgulanmış inançların/düşüncelerin yerine yeni düşüncelerimizi ekip o düşünceyi beslediğimizde hayatımızı istediğimiz gibi dönüştürebiliriz.

Bilinçaltı’nın Gücü

Bilinçaltınız sizin tarlanızdır, geçmişte ektiğiniz düşüncelerin inançların hasadını şimdi topluyorsunuz. Toprağa hangi tohumu ekerseniz size fazlasıyla o ürünü verir. Bunu anladığınız takdirde kendinizi ve diğer insanları suçlamayı bırakır ve geçmişte neler ektiğinize daha dikkatli bakmaya başlarsınız. Ne zaman elma tohumu ektiniz de böğürtlen çıktı? Doğa yasası, fiziksel dünyada ve zihinsel dünyanızda kişi ayrımı gözetmeksizin aynı şekilde çalışır; “Hep beni buluyor. Kimse beni sevmiyor. Hayat bize neler yapar. Kahpe felek. İnadım inat dedi bir yüzümü güldürmedi” gibi kişisel algıladığınız ne varsa bunları size yapan biri yok, hayatın size garezi yok, kişisel algılamaktan çıkıp kendi kendinize neler yaptığınızı gözlemlerseniz sorumluluğunuzu üstlenmiş olur ve değiştirmek için şansa sahip olursunuz, kişisel algılamaya devam ederseniz bilin ki o şeyi tekrar ve tekrar yaşayacaksınız; Tekrar tekrar birbirine benzer ilişkiler yaşayacaksınız, birbirine benzer işlerde çalışıp, benzer standart ve koşullarda zamanınızı geçirip, benzer şeylerden zevk alacaksınız. Memnunsanız tabii ki yapmaya devam edin, değiştirmeniz gerekmez. 🙂 Mevlâna’nın şu iki cümlesi konunun özüdür: “Bütün tedbirlerin (ve tedâvinin özü), tabîatını (ve huyunu/mizacını) değiştirmektir … Eğer dünyâ, ni’metle dolu bir bağ olsa, fârenin ve yılanın kısmeti yine toprak olur.” (Buradaki toprak benim verdiğim örnekteki toprak değildir. Aslan için et, inek için ot vs..)

O halde bir farenin besin kaynağının asla değişmeyeceğini anladığınızı varsayıyorum, fare olduğuna inanan biri, fare gibi yaşar “neden ben lezzetli yiyecekler yiyemiyorum?” diye yanlış sorgulama yaparsa sebebi kendisindedir. Doğru sorgulama ise “neden ben bugüne kadar fare gibi davrandım?” sorusudur.

Gökyüzünde uçmak isteyen biri, tavuk gibi düşünmez, kuşlar gibi düşür (Ne kadar yüksekte uçmak istiyorsa o kuş gibi düşünür). Tavuk gibi düşünüp uçmayı umanlar yukarıda anlattığım gibi kişisel algılayıp isyan etmeye başlarlar. İnsan, diğer canlılardan akıl üstünlüğü ile yüce varlıktır. İnsan aklını kullanarak herşey olabilir ve yapabilir, “ben yapamam” mı diyorsunuz? Bu inancınız sadece kendinizi kısıtladığınız için var. Bakın size kimin ne yapıp yapamayacağını söyleyeyim; balıklar karada bulunamaz, insan aklını kullanarak en derin sulara dalabilir. Penguenler sıcakta yaşayamaz, insan klima icat ederek (veya ilerde daha teknolojik bir alet) dünyanın en sıcak yerinde bile serinlik içinde olur. Bir ceylan dünyanın öbür ucundaki bir ceylanla konuşamaz fakat insan konuşabilir. Hiç bir canlı dünya dışına tek başına çıkamaz, insan yaptığı teknolojiyle aylarca dünya dışında bulunabilir.

Bilinçaltı Temizliği Nasıl Yapılır?

Şimdi gelin size adım adım biliçaltınızı nasıl temizleyeceğinizi anlatayım. Anlattıklarım veya anlatacaklarım aklınızda soru işaretleri oluşturursa yorumlarınızı, görüşlerinizi bu gönderinin altında benimle paylaşın. En kısa sürede yanıtlayacağım.

1.Adım: Nasılsınız? (Işığın Kendisi: “BEN”)

Bilinçaltı Temizliği Nasıl Yapılır? Bilinçaltı Temizleme Tekniği

Güç ve enerji sizin nasıl olduğunuza bağlı olarak gelir. Yaşamak için besine ihtiyaç duyduğunuz gibi isteklerinizi gerçekleştirmek için de nasıl olduğunuz önemlidir. Araba yakıtsız çalışmaz, kalitesiz yakıt aracın motorunu bozar, kalitesiz hisler de dönüşümünüzü sağlamaz. Kendinizi nasıl hissediyorsunuz? İyi mi kötü mü? İsteklerinizi gerçekleştirmek için iyi olmak yeterli mi sizce? Hiç kendinizi çok iyi hissettiniz mi? Çok iyi hissettiğinizde enerjiniz nasıldı? Daha da ötesi; harika hissederseniz hayatınızda neleri kolaylıkla değiştirebilirsiniz? bir düşünün. Peki Efsane? Kendinize efsaneyim dediğiniz anlarda mı daha kolay başarılı olursunuz yoksa iyiyim dediğiniz anlarda mı? Sizin nasıl olduğunuz hakimiyet gücünüzü belirler, 100 watt’lık ampülle ne kadar yeri aydındalatabilirsiniz? Bir kibritle ne kadar? Yaşam kalitenizi “Kendimi nasıl hissediyorum?” sorusuna verdiğiniz yanıtla ölçebilirsiniz. Siz bu anlamda ne kadar güçlü olursanız sorunlarınızın o kadar kolay üstesinden gelebilirsiniz. Kendi varlığınız dünya kadar büyükse onu stadyum ışığıyla çok çok küçük bir bölümünü aydınlatabilirsiniz, size güneş ışığı lazım. 🙂 Ben çocukken ilkokula 10 dakikada giderdim, yol çok uzun gelirdi, yıllar önce gittiğimde ise 2 dakikada okuldaydım.. Tıpkı bunun gibi atacağınız adımın büyüklüğü ve kolaylığı sizin nasıl olduğunuz ile ilgilidir.

1.1. Adım: Nasılsın’ı Nasıl Değiştirirsiniz?

“Nasılsın?” Sorusuna verdiğiniz yanıt sizin görebilme kapasitenizdir. Varsayalım ki evinizde oturuyorsunuz ve tozlanmış gözlüklerle etrafa bakıyorsunuz, etrafı pismiş gibi görüp evi temizliyorsunuz, sonra tekrar bakıyorsunuz ve yine kirli, temizledikçe sonuç almak imkansız gibi görünüyor. Siz ne kadar temizleseniz de sonuç değişmiyor. Gözlüğünüzün camını silseydiniz etrafın temizliğini görürdünüz değil mi? Ve kendinize gülerdiniz. Nasılı değiştirmek de tıpkı bunun gibi sandığınızdan daha kolaydır fakat anlaşılması zor olabilir çünkü insan bölünebilen şeyleri daha kolay algılar (Konuyu dağıtmamak için bunu ayrı bir yazımda paylaşacağım). Eğer kötüyseniz iyi olmaya çalışmayın, iyi olanı görün (gözlüğün camını silin). İyiyseniz harika olmaya çalışmayın, harika olan özellikleriniz ne varsa, ister dışarıdaki bir insanda ister kendinizde veya doğada (herkeste ve her şeyde) bunları görün. Harikaysanız efsane olan şeyleri görün (gözlüğün camını biraz daha silin). En sonunda göreceksiniz ki her şey kusursuz, gözlüğe bile ihtiyaç duymadan net görüyorsunuz ve kusurlu olan sadece hahaha… kusursuz bakan kişi kusur göremez ki, nasıl da kandırdım sizi 🙂 Eee daha daha nasılsınız 🙂

1.1.1. Adım: Kusur’u Anlayın (İlizyon: Eğlenme aracı)

Bilinçaltı Korkuları
Bilinçaltı Korkuları

Kusur karşısında üç seçeneğiniz var bu seçenekler bilinç seviyenize göre alışkanlık haline gelmiş seçiminizdir (seçtiğinizi bile fark etmemiş olabilirsiniz). Birincisi korkmak, ikincisi daha dikkatli bakmak, üçüncüsü eğlenmek. Kusur bir yanılgıdır, yanlış görüşün yansımasıdır (gözlük örneğindeki tozla eve bakmak ve kirli olduğunu düşünmektir). Gökyüzündeki ayın denize yansımasıdır fakat denizdeki yansıma ayın kendisi değildir. Kusur varmış gibi görünür fakat ilizyonun kendisidir. İlizyon ise korkmanız gereken bir şey değil, eğlenme aracıdır (tabiki seçerseniz). Çocukken gökyüzündeki bulutları değişik nesne ve canlılara benzetmişsinizdir, benzettiğiniz şey o şeyin aslı olmadığını bilirsiniz ve eğlenirsiniz. Gölge oyununda elleri ile kedi, köpek, tavşan yapan insanları izlemişsinizdir, kusurlarla tıpkı bunun gibi sadece eğlenebilirsiniz, çünkü o sandığınız şey değildir. Eğer eğlenemiyorsanız bu dikkatli bakmadığınızın göstergesidir. Sevdiğiniz insanların kusurlu görünen bir şey yapmasını istersiniz veya siz kusurluymuş gibi davranırsınız o sevdiğiniz kişiyle gülüp eğlenmek için. (Bilerek o sevdiğiniz kişiyi kızdırmak gibi, şok etmek için arabayı o kişinin üzerine sürmek gibi vs 🙂 Bu davranışlar saçmadır fakat zekanızı sevdiklerinize sürekli göstermek zorunda değilsiniz çünkü o kişi sizin neden öyle yaptığınızı biliyordur.) Ömer Hayyam’ın şiirini paylaşarak konuyu biraz daha pekiştireyim: “Bilge, yüce varlığın seyrine dalar; gafil ise onda dostluk düşmanlık arar. Deniz, deniz olduğu için dalgalanır, çöpe sor, hep onun içindir dalgalar.” Dostluk düşmanlık aramaksızın tarafsız bakarsanız her şeyin kusursuz olduğunu görebilirsiniz, böylece kendinizdeki güç muazzam ölçüde artacaktır, bilinçaltınızın aradığı tek şeyi; güven duygusunu da böylece sağlayacaksınız. (Tarafsız olmakla ilgili yine ayrı bir yazı paylaşacağım. -paylaşımlarıma yeni başladım o yüzden kusura bakmayın not alıyorum-)

Bu gücü size kimse veremez, tarafsızlıkla bakabilme becerinizi kendiniz geliştirerek elde edebilirsiniz. Dışarıda bir şeyler yaparak elde edebileceğiniz bir güç değildir. Kendinizde bulmalısınız çünkü dışarıda yok, her bebek yürümeyi kendisi öğrenir, ben sadece kendinizde nasıl bulacağınızı söyleyebilirim. Çünkü ben başkasında bulamadım, sadece kendimde buldum.
“Kendisinde buldu bulan. Bulmadı taşrada kalan.” Muhyiddin Abdal
Taşrada, dışarıda, bir insanda veya kişide kimse bulamamıştır. Benden bilinçaltı danışmanlık hizmeti alsanız bile sizi kendi içinize yönlendireceğim. En fazla rehberlik yapabilirim, kendinizde bulmanızı sağlayabilirim. (Aramak ve bulmak, ayrı bir yazıda bunu sizinle paylaşacağım.)

2.Adım: Sorgulamak (Işık Tutmak)

Bilinçaltınızı temizlemek istiyorsanız atacağınız ikinci adım SORGULAMAKTIR. Sorgulayarak eski inanç kalıplarınızı yıkmış olursunuz. Kendinizi yeniden inşa etmek istiyorsanız önce eskisini yıkmalısınız. Ne demişler? “Arayan bulur, suçlu olan affolur” (evet orjinal cümle budur, olumlamalar başlığını okursanız, açıklamasını yapıyorum). Arıyorsanız, sorgularsınız. Bilmediğiniz bir adresi bile başkasına sorarak bulursunuz. Kendi içinizde hareket etmek için de kendinizin bakmadığınız alanları sorgulayın. Sorgulamak, adres sormaktan farksızdır, nerede arayacağınızı sorarak o yere gidersiniz. Buradaki sorgulamayı “bilinçaltı düşüncenizi yakalamak için” yapıyorsunuz çünkü bilinçaltındaki düşünceleriniz, bilinç boyutuna çıktığı zaman eriyip kaybolmaya başlar. Ne kadar çok yakalarsanız o kadar çabuk yok olur.

Bilinçaltı Sorgulama Karikatürü
Bilinçaltı sorgulama örneği; karikatürün ilk bölümü hatalı, siz benim söylediğim gibi sorgulayın.

Bilinciniz güneş ışığıdır, bilinçaltı ise ışığın vurmadığı karanlık alan. Karanlık ile savaşamazsınız, kavga edemezsiniz çünkü karanlık diye bir şey yoktur, ışığın olmaması vardır. Belki bu güne kadar karanlıkla yaptığınız bu kavgayı fark edemediniz ve karanlığı suçladınız. Çözüm: Işığınızı arttırın (1.adım) ve sonra karanlık alana tutun! Karanlık ışıkta var olamaz. Eğer karanlık istiyorsanız bile bunu ışıkla yapabilirsiniz, ışığı çekin karanlık olsun çünkü karanlığın hiç bir gücü yok. Kendinizi sorgulayın, bilinçaltı düşüncenizi bulup ışık tutun, eriyecektir, yok olacaktır.

Bilinçaltınıza ışık tutabildiğiniz kadar inançlarınızı görebilir, tanıyabilirsiniz, her şeyin farkında olabilirsiniz. Bilinçaltı bir hazinedir, korkulması lanet edilmesi veya problem olarak algılamanız yanlış tanımanıza sebep olur. Tekrar ediyorum; Bilinçaltınız var olan tek hazinenizdir çünkü bilincinizin ışığını oraya tutarak zenginleşir, kendinizi geliştirirsiniz, ne kadar çok ışık tutarsanız zenginliğiniz o ölçüde artacaktır ve bu zenginliği sizden kimse çalamaz.

Hazineyi Keşfedin

Kendinizi sorgulayarak varlığınıza neleri katabileceğinizi bu güne kadar hiç düşündünüz mü? Neyi değiştirmek, dönüştürmek istiyorsanız, hayatınızda o şeyi sorgulamalısınız ki sonrasında yeni isteğinizi oraya kolaylıkla ekebilin. Mutluluk üzerine inancınızı değiştirmek mi istiyorsunuz? İşte size mutluluk üzerine bir sorgulama(adres sorma) örneği;
Ben mutlu olmak istiyorum fakat mutlu değilim” dediğinizi varsayalım. Mutluluğu önce somutlaştırın ki ne istediğinizi bilin. Somutlaştırmak için; Benim mutluluk tanımım nedir? sorusunu sorun. İkinci soru: “Mutlu olmak istiyorum” diyorsanız bunu nasıl söylediğinizi gözlemlediniz mi? Çaresizlik içinde mi söylüyorsunuz? Kendinize acıyarak mı? Çaresizlik çaresizliği doğurmaz mı? Yoksa meraklı olarak mı soruyorsunuz? Sorularınız ne kadar canlı? (1.Adımdaki ışığın voltajı burada önemli, çaresizliğin ışığı çok düşüktür, düşük ışıkla -enerjisiz- soruyorsanız net göremezsiniz). Mutluluk bir şey yaparak elde edilmez ki, kendinize “Mutlu olmak için neyi nasıl yapıyorum?” sorusunu sorun. “Ben nasıl mutlu olmak istiyorum”. Bugüne kadar hangi yanlış kapıları çalarak mutlu olmayı düşündünüz? Tespit edin hemen (Bu tarz bir soru sizin geçmişinizdeki yanlış adımlarınızı görmenizi, hayal gücünüzün canlanmasını sağlayacaktır). Bir başkasının sizi mutlu etmesini umarak mı mutlu olmak istiyorsunuz yoksa? Bu davranış kendinizi kandırmak olmaz mı? Kendinize şunu hatırlatın; Şu anda her ne yaşıyorsanız bunu istediğiniz için yaşıyorsunuz. Bu güne kadar mutluluğu sorgulamadığınız için mutsuzdunuz. (Her şeyi hazine olarak algılayın ve kendinize katın, mutsuzluklarınızı da sorgulayarak hazineye dönüştürebilirsiniz). Şimdi artık değiştirmek için fırsatınız var.

Bilinçaltı Temizleme Tekniği Bolluk Bilinci Yaratma
Bu fotoğraftaki hazine bile değildir (çünkü harcanabilir). Gerçek zenginlik sizin varlığınızın açığa çıkmasındadır.

İsterseniz verdiğiniz cevapları bir deftere yazın, mutluluğa karşı bilinçaltınıza bu şekilde ışık tutarak onu tanımış olursunuz. Sorgulamak baltayı bilemek gibidir. Kör baltayla mı daha çok odun kesersiniz yoksa keskin baltayla mı? Kör baltayla ne kadar sürede, ne kadar güç harcayarak odun kesersiniz? Keskin baltayla bu süre ve güç ne olur?

Size istediğiniz herhangi bir konuda sorgulama örnekleri verebilirim, hangi konuda ihtiyacınız varsa konu altında yorum yaparak belirtin size optimum soru örneklerini yazayım.

Buraya kadar olan süreci kısaca özetleyeyim. Nasılsınız? “Kusursuz” dediğinizi ve bunu yaşadığınızı varsayıyorum. Kusursuzsanız hayatınızla ilgili her şeyi sorgulayacak güce sahipsiniz demektir. Sorgulayarak ışığı dilediğiniz tarafa tutabilirsiniz ve bilinçaltında inanç haline gelmiş düşüncenizi görebilirsiniz. Görebilirseniz o düşüncenizi, davranışınızı, inancınızı bu farkedişle, bu görüşle eritebilirsiniz. İstediğiniz her şeyi bu yöntemle başarabilirsiniz. Sadece ilk adımı yapmanız halinde bile bir çok hedefinize kolaylıkla ulaşabilirsiniz. İkinci adımı uygularsanız roket hızında ilerlersiniz. Bu iki adım yeterlidir fakat üçüncü bir adım daha vardır. “Gerekli midir?” diye sorarsanız kesinlikle gerekli değildir fakat yine de atacağınız bu adımların sağlaması ve öğrendiklerinizi pekiştirme anlamında yararı olacaktır. Bilmek ve öğrenmek size kalmış, yeni farkındalıklar kazanmak istiyorsanız mutlaka okumaya devam edin. Belki de yukarıda anlattıklarımı daha kolayca anlamanıza vesile olur. Kesinlikle okumaya devam etmenizi tavsiye ederim. (Konunun başındaki açlık örneğini hatırlayın.)

3.Adım: Olumlamalar: Yeni inanç sisteminizi oluşturmak.

Eskinin yok olması yeniyi otomatik olarak doğurur. Bebeğin doğmasında ebe şart değildir fakat doğumu kolaylaştırır. Bu adım da tıpkı öyledir. Okumak için tıklayın:

https://www.hasanertekin.com/olumlama-nedir/