Merhaba, Bolluk Bilinci Nedir? bu yazımı okuduktan sonra eğer izin verirseniz paraya ve zenginliğe olan bakış açınız tamamen değişecektir. Değer algınız ise tamamen farklı bir boyut kazanacaktır.

Para Nedir?

Para, takas aracıdır. Paranın değeri, alacağınız şeye nasıl baktığınız ile ilgilidir. Para ile telefon aldınız diyelim. Telefonu kullanmak için bilgiye sahip değilseniz hurda almış olursunuz. Telefonun hurda olduğunu düşünen biri “hurdaya binlerce lira para vermek ahmaklıktır, küçücük bir şey satıp dünyanın parasını istiyorlar, bunlar da karşılığı olmadan kazanıyor, ne enayiler var, onu alacağıma camcıdan ayna alırım” diye düşünür. Telefonla görüşme yapan biri, eğitim alan biri, ürünlerini instagramda satan biri ise nimet olarak görür. İki taraf da haklıdır fakat telefonun ne olduğunu bilen, görüşü geniş olan, görebilme kapasitesi olan birinin özgürlüğü vardır.

Değer Nedir?

Değer, GÖREBİLMEK‘tir. (DEĞER) Verilebilen veya alınabilen bir şey değildir, değer OLANDIR. Değer, fark edilmese bile vardır; nasıl ki gözünüzü kapattığınızda çevrenizdeki her şey yok olmuyorsa değer de fark edilmese bile yok olmaz.

Gözünüzü kapattığınızda ne olur? Sadece siz etrafınızı görememiş olursunuz. Sadece sizin için dünya karanlık olur fakat aydınlık yok olmaz. Aynısı değer için de geçerlidir. Siz değeri yok saymış olsanız bile değer yok olmaz, deve kuşu başını kuma gömse, görmek istediği yok olmaz. Ne yaparsanız yapın değere zarar veya yarar veremezsiniz, güneş balçıkla sıvanmaz ya aynen öyle. O zaten var, siz ne kadar varsınız? Gözünüzün açıklığı kadar. Uyanıklığınız kadar. Görüş kapasiteniz (genişliğiniz) kadar.

Değer, olduğu haliyle geliştirilemez veya yok edilemez ancak fark edilebilir; görüş kapasitenizi genişletebilirsiniz. O zaman olanı olduğu değerde görebilirsiniz.

Altın ile çakıl taşı arasında fark yoktur. Hangi anlamda? Altın altındır, çakıl taşı ise çakıl taşı. İkisi de kendi değerindedir. Birisi diğerine göre daha değerli veya daha değersiz değildir, görecelik, kıyas burada mümkün değildir. Sizin altına veya taşa vereceğiniz bir değer yoktur (çünkü görüyorsunuz anlatmaya gerek yok 🙂 ) , ikisinin de işlevi bellidir. Kimse çakıl taşını para aracı olarak kullanmaz, herkes altını kullanır.

Adalet Nedir?

Görüş kapasitesi olanlar için her şeyin değeri kendi yerindedir, her değerin kendi yerine konmasına ADALET denir. Elma tohumundan ayva bekliyorsanız bu sizin görüş kapasitenizin dar olduğunu gösterir dolayısıyla adaletsizce bir yaklaşımda olduğunuz ap açık ortadadır. Elmadan ayva çıkmazsa bu durum elmaya verdiğiniz değeri bulamamak olmuyor, elmayı elma olarak görememek oluyor.

Siz, görüş kapasitenizi genişleterek değeri fark edebilirsiniz bu farkındalık gerçekleşirse hayatta seçim yapma gereği duymadan ve zorlanmadan doğrudan görürsünüz. Düşünce, vesvese, endişe vb. gibi görüş bozuklukları tamamen ortadan kalkar. (Farkındalık üzerine verdiğim eğitimde bunun detaylarını ve bağlantılı olduğu bütünlüğü gösteriyorum.)

Üç Kuruşa Beş Köfte Alır Mısınız?

Adaletli kişi, bir hizmetin ederi ne ise ondan azını vermeyi kabul etmez. Değerinden azını verilse o şeyi kabul etmez çünkü bereketin önündeki en büyük engelin bu olduğunu bilir. Bir işin, emeğin, ürünün, zamanın karşılığı ne ise o değeri gönlünden geldiğince verir çünkü aslında değeri kendisine veriyordur, başkasına para verdiğini, cebindeki parasının azaldığını düşünmez sadece aldığın şeyin değerini bilir (azalmaz da, aldığı hizmetle katladığını bilir), para takas aracıdır, sadece hedefini, takas ettiği şeyden alacağı faydayı görür (bu anlamda para, aracın aracıdır). Alacağı şeyi parayla takas edebildiği için paraya düşman olmaz, parayı araç olarak kullanabildiği için memnuniyet duyar.

Benim annem çamaşırları çamaşır makinesine attığında her zaman şunu söyler: “Allah çamaşır makinasını icat eden adamdan razı olsun”. Çamaşır makinesı parayla alındı, elektriği suyu sabubu parayla ödeniyor, çamaşırları makineye kendi dolduruyor, makineden alıp asıyor fakat bütün bunlara rağmen araç o kadar işine yarıyor ki, bu aracı kullanıyor olmak onun değerini görebildiğini gösterir. Bu yüzden her seferinde şükran duyuyor. Bu aracı para karşılığında alabildiği için o kadar memnun ki, para ikinci planda kalıyor. Zamanında elinde yıkadığı zamanlar neler çektiğini biliyor.

Bolluk ve Bereket Bilinci

Hayatınızda, işinizde veya ilişkilerinizde kâr, bolluk bereket elde etmek istiyorsanız verdiğiniz zamanı, emeği ve ilgiyi kendinize kattığınızı bilin, bu ince detayı asla ama asla atlamayın, bu cümleyi iliklerinize, ruhunuza işleyin ve bu bilinçle yaşamaya başlayın, bunu anlamak zorundasınız, bunu ıskalayamazsınız, bunu anlamadan yaşamak uçağı araba gibi kullanmaya benzer; uçağı uçak olarak kullanırsanız etkili olur, araba gibi kullanırsanız her yerde süremediğiniz için şikayet eder, aracın sorunlu olduğunu düşünürsünüz. Aslında olan nedir? Sadece görüş bozukluğu, uçak araba gibi değildir, araba gibi kullanamazsınız, trafiğe çıkamazsınız. Onun yolu gökyüzünde. İşte çoğu insan, değerin ne olduğunu anlayamadığı için verilmesi veya alınması gereken bir şey sanıyor, tamamen yanlış. Değer, bolluk, bereket sadece farkedilebilir. Değerli olanın değerini göremediği için değersizmiş gibi bakıyor ve böylece verim alamıyor. Değersiz olanın değerini ise yüksek sanıp kendisini aldatıyor, iki türlü de kendisini aldatıyor.

Yanlış olan bir şeyde yanlışı gören, doğru olanda doğruyu gören kişi değer vermez, değer almaz, değeri görür, bu görüş sayesinde ne yapsam diye düşünmez, seçim yapmaz çünkü onun için seçenek yoktur, ne yapması gerektiğini bilir, bilmeyenler sadece göremeyenlerdir.

Yazdıklarımı bir kişi anlayabilirse hayatı 180 derece değişecektir, hayatında şu zamana kadar göremediklerini görmeye başlayacaktır, bir vaat veya hayalden bahsetmiyorum. Pek az insanın ulaşabildiği anlayışı paylaşıyorum. Bu, budur. Bunun ötesi yoktur.

Yaptığınız Şey Amacınız Olsun

Seviyorsan git konuş! Bir şey için başka bir şey yapmayın, dolaylı yoldan hareket etmeyin, bu bereketin önündeki tek engeldir = Oyalanmak. Örnek vereyim; birisinden, eşinizden, arkadaşınızdan karşılık görmek adına, sevgi görmek adına veya çıkar elde etmek adına iyilik yapar gibi görünmekten vazgeçin (ağır mı oldu?), bir şey için saçınızı süpürge etmeniz, bir şey için şirin görünmeniz gerekmiyor, attığınız bu dolaylı adımlar sizin gücünüzü tüketiyor ve bu davranışlar temelde emek harcamadan bir şey elde etmek isteyen insanların yani cesaretsiz insanın özellikleridir, böyle sürünmeden elde ettiğiniz şey hayatınızı tüketiyor, bu alemde bu zamana kadar böyle davranıp bolluk bereket bilincinde olan tek bir insan yoktur, bu imkansız ve bunun yolu yok.

Almanın tek bir yolu vardır: VERMEK

Geçen aylarda birisi benden eğitim almak istediğini söyledi, konuşma sonunda ücreti sordu. Eğitimin gün sayısını paraya bölüp içini çekti ve dedi ki “günlük x lira, iyi para”. Bunu söyledikten sonra görüşmeyi sonlandırdım. Neden? Çünkü kendi cebinden çıkan paraya odaklanmıştı ve onu vermek içinden gelmiyordu, para kaybedeceğini düşünüyordu, ne alacağına bakmadı bile (henüz o kapasitede değildi). Vereceği paranın, kendisine imkan sağlayacağını, kendisi için verdiğini göremedi. Alacağı eğitim ile o paradan fazlasını kazanacağını göremedi. Bu akılda düşünen biri, paranın 10 katını verse bile gideceği hiç bir eğitimin karşılığını alamaz çünkü vermesini bilmiyor, kime verdiğini bilmiyor verse bile gönlünden gelmiyor, bu haliyle verse bile alamaz çünkü ne yaptığınız değil nasıl yaptığınız önemlidir. Nefeste bile durum böyledir, eğer nefes almak istiyorsanız ciğerlerinizdeki bütün nefesi verin ve ondan sonra alın ve görün ne kadar nefes alabiliyorsunuz, vermeden ne kadar alabiliryordunuz…

Kimden hizmet alıyorsanız o kişi sadece araçtır, para veya değer verdiğiniz kişi de aldığı kişi de sizsiniz. Önemli olan soru şu; bu değeri o kişide görebiliyor musunuz? göremiyor musunuz? Eğer göremiyorsanız alamayacağınızdan emin olabilirsiniz. Probleme, sıkıntıya bakmayın, sadece o kişi ile çözüp çözemeyeceğinize bakın, yüreğinizden ne geçiyor sadece ona bakın. Çünkü ben ancak vermesini bilen insanlarla çalışırım, böyle düşünen insanlar kendisine verdiğini ve kendisinden aldığını bilir. Hizmet aldığınız yere teşekkür edebilir veya en fazla minnettarlığınızı gösterebilirsiniz. Bununla ilgili bir çok anım var, bazılar şunlar;

Daha ergen yaşlarımdayken sevdiğim bir sanatçı daha fazla kazansın diye konserlerine fazla fazla bilet alır öyle giderdim. Sevdiğim yazarın kitabından 2 tane alırdım, bir eğitime katıldığımda hediyeler alarak giderdim.. bunlar verdiğim kişi için önemsiz olabilir ama yüreğimden bunları yapmak geliyordu. Bunun gibi yüzlerce davranış benim kendime gösterdiğim değerden geliyordu. Kendimi vermek, değerin ne olduğunu görmemi sağladı. Siz bu yazıyı okurken kendinizi ne kadar veriyorsanız o kadar faydalanabilirsiniz. Dar görüşe sahip insanlar benim yaptığımı yaparlarsa kaybedeceklerini düşünürler, onlara göre ancak enayiler böyle davranır. Fakat hep kaybedenler de onlardır.

Hayat Kazan-Kazan Oyunudur

Sadece kazanmak vardır. Siz de kazanırsınız, karşınızdaki insan da kazanır. Hayatın bolluk-bereket üzerine temel kuralı budur, bundan başkasını bilmez, bunun dışındakiler sadece birer varsayımdır ve karşılığı yoktur. Kazan-kaybet diye bir kural sadece ama sadece görüşü bozuk insanların ürettiği uydurmadır. Neden mi? Çünkü onlar kayıptaki kazancı göremezler, şaşı bakarlar.

Güçsüz insan kendi güçsüzlüğünü görmez, karşı tarafın onu güçsüz bıraktığını düşünür ve oyundan haberi yoktur, güçsüz insanın amacı, bedel ödemeden kazanmak istemesidir, eğlence gibi görmez, oyun olarak görmez, görüşü dardır, ödül peşindedir, ödüle duyduğu istek onu güçsüzleştirir.

Güçlü insan ise karşısında güçlü bir rakip görmek ister çünkü kendi gücünü ancak böyle geliştirebilir ve kaybetmek güçlü insan için kazançtır, kaybında da kazabileceği şeyleri görür. Güçsüz insanlar bunu görmeyi reddettikleri için güçsüzler. GÜÇLÜ İNSAN İÇİN KİMİN KAZANACAĞI ÖNEMLİ DEĞİLDİR. Oyunu oynamak önemlidir. On bin kişiyi yenmekten değil, gücüne denk bir kişiyle oynamaktan keyif alır. Ve hep Kazanır, KAYBETMESİ İMKANSIZDIR çünkü görüşü vardır, gören hiç kimse kaybedemez, göremeyen ise kazandığını düşünse bile kayıp içindedir.

Güçlü olduğunu sanan, güçsüzü yendiğini düşünen ve bunun kazanç olduğunu düşünen kişi de sadece ahmaktır. Güçlü kişiyle oynayan güçsüz kişi ise güçlü biriyle oynamaktan güç alır. Güç kazanmanın tek yolu budur. Üzüm üzüme baka baka kararır.

Bu yazım “Değer” konusunun sadece bir bölümünü oluşturuyor.

Sevgiler,
Hasan ERTEKİN